Washington DC’den hali vakti yerinde bir ailenin oğlu olan, son derece başarılı ve geleceği parlak bir genç McCandless bu zamana kadar sahip olduğu her şeyi redderek bir kenara iter.
Okumayı, araştırmayı ve düşünmeyi seven, dünyayı olduğu noktada kabullenemeyen McCandless içinde bulunduğu sisteme bir şekilde isyan eder.
1992 yılında medeniyetten kopup her şeyi geride bırakarak tüfeği ve bir bohça dolusu pirinçle hayaline doğru yelken açar McCandless. Yolda tüm parasını yakar ve ona medeniyeti hatırlatan her şeyi fırlatıp atar.
Alaskayı yürüyerek geçme denemesinde başarısız olunca bir zamanlar avcıların sığınak olarak kullandığı 1940’lardan kalma bir minübüsün içinde kamp kurar. Burada Nisan 1992′den, Ağustos 1992′de açlıktan ölene kadar bir başına yaşar.
Hayaline doğru attığı her adımda başından geçenler, tanıştığı insanlarda bıraktığı izlerle etkileyici bir insan McCandless’ın kısa ama ibretlik hayat hikayesidir Into The Wild.
Jon Krakauer‘e de ilham veren ve Into The Wild ismiyle 1996 yılında çok satanlar listesinde yeralan kitabın filmi Sean Penn yönetmenliğinde yine aynı isimle sinemaya aktarıldı. İzleyen herkesin yüreğinde hissettiği filmin müzikleri de bir o kadar etkileyici.
Into The Wild filmini izlerken fikirlerine ve seçmiş olduğu yaşama imrenerek baktığım ve tahilsiz bir seçim sonucu hayatını kaybeden Christopher Johnson McCandless gerçek fotoğrafları…
Bu yazı toplamda 33, bugün 0 kez görüntülenmiş

Son Yorumlar