Etiket arşivi: Nostalji

35 Yıldır Beynimde Çalan Şarkının Adını Buldum Sonunda

Musical Youth

35 yıl önce, çocukluğumda babamın aldığı bir kasette çalan şarkıydı. Dilime dolandı ve yıllarca yalan yanlış sözlerle hafızamda kaldı. Sürekli değil ama uzun aralıklarla da olsa aklıma gelir melodisini mırıldanırdım. Bir daha hiçbir şekilde rastlayamadım bu şarkıya. Çok güzel, çok kötü veya başka birşey değil sadece bir şarkı. Hiçbir özelliği yok ama sakız gibi diline yapışacak türden… Devamlı hafızamda çalıyordu. O kadar saçma sözler kalmıştı ki aklımda sözlerin İngilizce olup olmadığından bile emin değildim. O kalanlarla da Google’de arama yapmak falan zaten mümkün değil. Aklımda kalan tek bir kelime vardı o da sanki “daç” idi ama hiçbir anlam ifade etmiyordu. Yıllar geçtikçe şarkıyı hatırlama periyodum epeyce düşmüş denilebilirdi. “Bıraktım gitti” desem yeridir. Ancak aklıma gelir gelmez o melodi, en ufak ritminin dahi unutulmamış olduğunu anlıyordum.

Bundan birkaç yıl önce yolda yanımdan geçen bir arabadan o melodinin çalındığını duydum, muhtemelen radyo falandı o kadar. Araba da bastı gitti, öylece baka kaldım… Ne bir söz, ne de hatrımdakinden daha hatırlatıcı birşey… Hiçbirşey yoktu. Yıllarca merak ettiğim sorunun cevabı hiç olmayacak şekilde karşıma çıkmış ancak yine bir faydası olmamıştı cevaba yaklaşmama. Çok yaklaşmıştım o kadar. Daha da sinir bozucu bir hal aldı.

Neyse yıl olmuş 2014… Aradan geçmiş 35 yıl aşağı yukarı, ben gelmişim 41 yaşıma. Şarkıyı dinlediğimde ilkokula ya gidiyordum, ya gitmiyordum. Derken geçen gün “Boy”  isimli filmi izlemeye başladım. Filmin konusu 1984 yılında geçiyor. Keyifle izlerken bir anda beynimden vurulmuşa döndüm. O şarkı!!! Bu kez tam karşımda duruyor ve onu bulmak için filmin soundtrack listesine bakmam yeterli. Gerçekten sanki yıllar öncesinden bir arkadaşımı bulmuşum gibi hissettim. Derken aramayı yaptım ve şarkıyı buldum. Şarkı “Musical Youth” isimli grubun “Pass the Dutchie” isimli Reggae şarkısıymış. Ulan dedim kendi kendime “daç işte bu Dutchie”. Sonra şarkıyı ekşisözlük’de arattım. Şu dilime yapışması, beynime kazınması durumunu yaşayan bir ben değilmişim. Şarkı için herkesin hemfikir olduğu konu duyan insanın diline, beynine yapışması.

Neyse efendim ekstra bilgiler de edindim şarkıyla ilgili, madem yazdık sonuna kadar gidelim. Bu “Pass the Dutchie”den kastedilen kurabiye tepsisiymiş (ne alakası varsa artık). Ancak şarkı Musical Youth isimli bebelere ait de değilmiş. Orjinali “Mighty Diamonds” isimli grubun “Pass The Kutchie” şarkısıymış. Bu benim benim yıllarca beynimi yiyen “Pass The Dutchie” ise bu şarkının biraz yumuşatılmış haliymiş. Şarkı bir Jamaika Reggae’si olduğunu düşünürsek sözlerini varın siz düşünün…

Pass The Dutchie sözleri

This generation
Rules the nation
With version

Music happen to be the food of love
Sounds to really make you rub and scrub

I say: Pass the Dutchie on the left hand side
Pass the Dutchie on the left hand side
It a gonna burn, give me music make me jump and prance
It a go done, give me the music make me rock in the dance

It was a cool and lovely breezy afternoon
(How does it feel when you’ve got no food ?)
You could feel it ’cause it was the month of June
(How does it feel when you’ve got no food ?)
So I left my gate and went out for a walk
(How does it feel when you’ve got no food ?)
As I pass the dreadlocks’ camp I heard them say
(How does it feel when you’ve got no food ?)

Pass the Dutchie on the left hand side
Pass the Dutchie on the left hand side
It a gonna burn, give me music make me jump and prance
It a go done, give me the music make me rock in the dance

So I stopped to find out what was going on.
(How does it feel when you’ve got no food ?)
‘Cause the spirit of Jah, you know he leads you on
(How does it feel when you’ve got no food ?)
There was a ring of dreads and a session was there in swing
(How does it feel when you’ve got no food ?)
You could feel the chill as I seen and heard them say
(How does it feel when you’ve got no food ?)

Pass the Dutchie on the left hand side
Pass the Dutchie on the left hand side
It a gonna burn, give me music make me jump and prance
It a go done, give me the music make me rock in the dance

‘Cause me say listen to the drummer, me say listen to the bass
Give me little music make me wind up me waist
Me say listen to the drummer, me say listen to the bass
Give me little music make me wind up me waist, I say

Pass the Dutchie on the left hand side
Pass the Dutchie on the left hand side
It a gonna burn, give me music make me jump and prance
It a go done, give me the music make me rock in the dance

You play it on the radio, a so me say, we a go hear it on the stereo
A so me know you a go play it on the disco
A so me say we a go hear it on the stereo

Pass the Dutchie on the left hand side
Pass the Dutchie on the left hand side
It a gonna burn, give me music make me jump and prance
It a go done, give me the music make me rock in the dance

I say east, say west, say north and south (on the left hand side)
This is gonna make us jump and shout (on the left hand side)

Yıllar Sonra Aynı Poz Aynı Yerde

yillar_sonra_ayni_poz_01

Yılların bizlerin ve çevremizin üzerindeki etkileri bir kum saatindeki kum taneleri gibi yavaş yavaş birikirken biz kendi üzerimizdeki değişikliği farketmeyiz. Ancak uzun yıllar bizi görmemiş olan kişiler bu değişimi net olarak görebilirler. Bu yüzden eski fotoğraflara baktığımızda ağzımızdan çıkan bir “vay beeee” ünlemi çoğumuzun ortak noktasıdır.

Yılların eskittiği bizler ve yıllar öncesi yaşadığımız bir anın görüntüsünü saklayan fotoğraflar ilginç bir projede yer bulmuşlar. Bu kez eskiyle yeniyi yan yana getirmek yerine, eskiyle yeni fotoğrafın bir kolajı olmuş. Daha önce vermiştik benzerlerini, biliyorum. Ancak hem güzel olduğundan hem de eskinin benim üzerinde dayanılmaz bir cazibesi olduğundan olsa gerek tekrar yer vermek istedim. Üstelik diğerlerine nazaran orjinal bir fikir sayılabilir kolaj açısından bakıldığında.

Yıllar önce çektirdiğiniz pozları yıllar sonra aynı yerde ve mümkünse aynı şartlarda. (kişiler, mekan, kıyafet ve olabildiğince daha fazla obje.). Normalde sadece bir fotoğraf belki ama iki fotoğrafı yan yana getirdiğinizde koskoca bir hayatın kısa öyküsü gibi duruyor sanki.

Bakması güzel ancak denemesi daha da güzel. Siz de kendiniz için böyle bir albüm oluşturun, pişman olmayacaksınız. Denemeye değer…

Doyamadıysanız alın size kaynak. Yıllar Sonra Aynı Poz Aynı Yerde yazısına devam et

Samantha Fox ve Sabrina Aynı Şarkıda

samantha_fox_sabrina

Aaaah ah. Nereden başlayayım bilemedim konu Samantha Fox olunca. Yani sanmayın ki Samantha Fox’a bayılıyorum, hastayım. Ancak bir zamanlar hastaydım. Öyle böyle değil bildiğiniz takıntı derecesinde hastaydım. Yaşım 13-14 falandı o zamanlar. Touch Me klibiyle vurulmuşumdur kendisine. Zamanın dergileri Blue Jean’lardan, gazetelerden gördüğüm kendisiyle ilgili tüm küpürleri keser biriktirir, bulduğum her kartpostalını, posterini alır, duvarıma asardım. Bir ara bu posterler o kadar fazla oldular ki duvar boyasını görmek mümkün değildi. Bulduğum her boşluğa mutlaka bir Samantha Fox fotoğrafı yapıştırmıştım.

Her çıkan kasedini ilk alır, tv de çıkan her klibini gördüğümde hazırsa Betamax videomuza, hazırda kaset yoksa hafızama her anını kayıt ederdim. Zaten o dönemler öyle zamanlardı. Yani var mıdır acaba Pop Saati programında veya alternatif müzik programlarında çıkan klipleri kasede kaydetmeyen. İşte ben de o çocuklardandım.

Dönelim Samantha Fox mevzusuna. Kendisinin saygıyla baktığımız Jon Bon Jovi ile bir dönem aşk yaşadığını ve Runaway şarkısında Bon Jovi’ye gerivokal yaptığını duyunca Jon Bon Jovi’ye olan hayranlığıma bir de imrenme duygusu eklendi.

EEEeeee sonuç olarak Samantha Fox nereeee ben nere:) Fakat çocukluk işte kimselere söylemesem de bu gizli aşkın bir gün mutlu sonla bitebileceği ihtimalini de az da olsa bi kenarda tutuyordum. Ama olmadı ne yazık ki? Sonraları da ergenlik dönemleri, başka arkadaşlar, kızlar falan derken rotamız değişti, ateşimiz söndü Samantha Fox konusunda elbet. Bu mevzuysa her zaman arkadaşlarım arasında olsun aile arasında olsun gülümseyerek anılan bir çocukluk takıntım olarak da kaldı.

Duvardaki posterlere gelince. Rahmetli babam bir dönem alevlenmiş, namaza başlamış. O aralar da cami sohbetlerine sık katılır, hocalardan ne telkin aldıysa artık… Bir gün geldim eve duvarda bir tane bile poster kalmamış. Hepsi yırtılmış, çöpe atılmış. Çok kötü hissetmiş, babama çok kızmıştım. Bu mevzu da böylece kapanmış oldu ama bu gün bile hala tv’de görsem izlerim, gazetelerde Samantha Fox ile ilgili bir haber görsem okurum, bir klibine rastlasam izlerim. Hatta geçenlerde Facebook grubuna bile üye olmuşluğum var. Hastayım kardeşim ne yapayım:P

Dedim ya denk gelirsem izlerim diye. Geçenlerde Youtube’de biraz nostalji yapayım dedim. Touch Me, Do ya do ya, Naughty Girl, I Surrender Of The Night falan derken bir de ne göreyim. Samantha Fox ve o dönemlerde Samantha Fox’a rakip olduğu söylenen (sıkletleri benzer olsa da hiçbir zaman rakip olacak kadar yıldızı parlamadı) Boys Boys Boys şarkısıyla ünlenen Sabrina Salerno aynı klipte Call Me isimli şarkıyı söylüyorlar. Kafalarda hep dönemin rakipleri olarak görülmüş olan Samantha Fox ve Sabrina’yı bir arada göreceğimi düşünmemiştim ancak bu klibi görünce ilginç geldi. Paylaşayım dedim.

Hemen altında Samantha Fox’u kafalara kazıyan Touch Me şarkısı ve klibi, onun altındaysa Sabrina Boys Boys Boys şarkısı ve klibinde amfibik bir canlıymışçasına yüzüp su yutarken şarkı söyleyebilme özelliğiyle izliyoruz… Samantha Fox ve Sabrina Aynı Şarkıda yazısına devam et

Ahşap Kaplama Atari 2600

ahsap_atari_2600_05
Atari 2600 River Raid

Bu gördüğünüz vernikli, ahşap kaplama cihaz bir ev mobilyası değil eski bir dost Atari 2600 VCS taşınabilir sürüm. 3 saate kadar şarj olabilen pilleri, ses ve ekran parlaklığını ayarlayabileceğiniz tuşları ve analog kontrol çubuğuyla 3kg ağırlığında tam bir nostaljik “oyun canavarı”. Fiyatıysa biraz  tuzlu 1240$.

Hem eski günleri yaad etmek hem de bu unutulmaz oyunların keyfini sürmek isteyenler için… Ahşap Kaplama Atari 2600 yazısına devam et

Ambalajından Commodore 64 Açmak

commodore.jpeg

1986 yılının Kasım ayı ve bir Cuma günüydü. Ben o zaman 13 yaşında bir çocuktum. Akşam okuldan çıkıp eve geldiğimde annem o güzel haberi verdi. Babam az sonra onca zamandır istediğim Commodore 64’ü geliyordu. Sirkeci’deki Adak Elektronik’den almıştı hiç unutmam. Nasıl mutlu olduğumu, kapı çaldığı zaman ne kadar heyecanlandığımı tarif edemem.

Babam eve girdiğinde koltuğunun altındaki o kocaman rengarenk kutuyu gördüğümde o renklere vurulmuştum. O kadar güzel birşey sanki daha önce görmemiştim. 13 yaşındaki bir çocuğun hayatla ilgili kısa serüveninde güzellik ve mutluluk kavramlarında kıyaslayacağı çok fazla şey olamıyor elbet.

O canım kutuyu açarken eski kahverengi kasa Commodore 64’ü, adaptörünü ve kemik rengi teyp i de gördüm. Kurduk vs… Hiç unutmam ilk kurulumda açtık bilgisayarı mavi ekran vs.. ve ne yapacağımızı bilmiyoruz. Kocamustafapaşa’da Mavi Köşe diye bir atari salonu vardı evvelden. Oranın işletmecisi Adnan abi vardı onu çağırmıştık da biraz yardımcı olmuştu bize. İşte bu gün hayatımı kazandığım mesleğin, bilgisayarlara olan bitmek bilmez merakımın temeli taaa o günlerde atılmıştı.

Gün geçmiyor ki yeni bir elektronik cihaz çıkmasın. Ama hiçbiri beni o Commodore 64’ün kutusunu açtığım kadar heyecanlandırmamıştı.

Ben sizleri o günlere geri döndüremeyebilirim. Ama size benzer bir hissi yaşamanız için yardımcı olabilirim. Tabi eğer aşağıdaki videoyu izleyecek kadar vakit ayırabilirseniz.
Ambalajından Commodore 64 Açmak yazısına devam et

Günümüz Oyunları 30 Yıl Önce Olsalardı

eski_yeni_oyunlar_02

Günümüzde zevkle oynadığımız konsol ve bilgisayar oyunları 30 yıl önce olsalardı nasıl olurlardı? Aynen aşağıdaki gibi olurlardı elbet. Hatta bendeniz 30 yıl önce de Commodore 64 ve Atari ile oyun dünyasının içinde olduğumdan sizi bu konuda temin ederim.

Bu gün Call Of Duty varsa o zamanlar Commando vardı, Rambo ve Green Beret vardı.

Bu gün Skate 3 varsa o zamanlar Skate Or Die vardı.

Bu gün Red Dead Redemption varsa o zamanlar Law of The West vardı High Noon vardı.

Bu gün Soul Calibur varsa o zamanlar Barbarian vardı.

Fifa yerine Pro Evolution Soccer yerine Microprose Soccer, Gary Lineker Soccer vardı, Kick Off ve Sensible Soccer vardı.

Günümüz Oyunları 30 Yıl Önce Olsalardı yazısına devam et

90’lı Yıllarda Olsalardı. Facebook, Google+ ve Youtube

facebook_google_youtube_01

Facebook, Youtube ve Goolge+ gibi sosyal ortamların baş aktörleri doksanlı yıllarda olsalardı nasıl görünürlerdi? “Şöle olsaydı, böyle olsaydı” gibi soruların genelde kesin bir cevabı yoktur ama bu sorunun var.

Tüplü monitörler, 1mb grafik kartları, birkaç çeşit işlemci modelinin içinde en iyisi 386 işlemcilerin olduğu dönemler. Hatta yanlış hatırlamıyorsam matematik işlemcisi bile birkaç yıl sonra 486 işlemcilerin SX sürümüyle birlikte dahil PC’lere edilmişti.

Kısacası o yıllardaki kısıtlı bilgisayar teknolojilerinin yapabilecekleri zaten belli. Tek iş hayal gücünü biraz zorlamak.

Ya da uğraşmayın yazınnı devamına bakın…

90’lı Yıllarda Olsalardı. Facebook, Google+ ve Youtube yazısına devam et